İstiklalden istikbale geçişin adıdır Türkiye Yüzyılı

Dün Ankara Spor Salonu’nda zamanı anlara tanıklık ettik. Geçmişin tüm korkularından ve yoksunluklarından arınmış Türkiye’ye yakışan yeni Kızılelma’nın “Türkiye Yüzyılı” ismiyle başlangıcının görkemli ve kapsayıcı ilanına şahit olduk. Türkiye’nin 81 vilayetinden hanım ve gençlerin ağırlıkta olduğu, “sulh, istikbal, kalkınma, refah, üretim” hedeflerinin hep bir ağızdan söylendiği, Âşık Veysel’den Cem Karaca’ya, Mesnevi’den Ege’nin efelerine her ezginin yankılandığı, birlik ve beraberliğin bu güzel toprakların farklılıklarında ifade kabul eden zenginliğinin her tonuyla görüldüğü Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcı, Başkan Erdoğan’ın kucaklayıcı görkemli konuşmasıyla diye deklare edildi.

Türk bayrağı haricinde hiçbir bayrağın olmadığı, hiçbir partiyi anımsatan sözün söylenmediği, hayalleri hedeflere dönüştürmenin çağrısıyla taçlandığı Türkiye Yüzyılı, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına 1 kala tam da anlamına yakıştı.

Dile kolay, bin senedir bu topraklar üstünde yaşıyoruz. Asırlar devam eden Osmanlı’dan sonrasında bir devlet kurduk gene bu topraklarda. 99 yıl ilkin kurduğumuz bu devlete de Türkiye Cumhuriyeti dedik. Hemen hemen yaşı genç sayılsa da destansı bir hikâyesi var Türkiye Cumhuriyeti’nin. 600 senelik Osmanlı İmparatorluğu’nun parça parça eritildiği dönemdir bu destanın başlangıcı.

Bin senelik Türk yurdunun tapusu talep edildi bizlerden, hem de asla sıkılıp utanmadan… “Aldığımız fiyata veririz sadece” dedik onlara. Aldığımız fiyat, bin senedir döktüğümüz kanın bedeliydi. Fakat bunu ödeyecek ne para ne de bir karşılık vardı. Nitekim ödeyemediler de. O yoksul, yıkık Anadolu, varını yoğunu döktü ortaya. İzmir Körfezi son Yunan askerini yuttuğu gün, Anadolu’nun sonsuza kadar Türkler için vatan kalacağı, tüm dünyanın saygı göstereceği bir gerçek olarak tarih tarafınca tescillendi.

Bu devlet için tam bağımsızlık, eğer olmazsa olmaz temel kavramdı. Ve 29 Ekim 1923’te imkânsız şeklinde görünen şeyi başaran büyük önder Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’ü idrak etmek istemeyenler oldu o günlerde. Fakat bugün, 1923’ün 29 Ekim’inde o büyük önderin almış olduğu kararın ve Türk milletini yönlendirdiği yeni istikametin ne kadar doğru bulunduğunu görüyor, yaşıyoruz. At nalı çivisi ithal eden bir Türkiye’den, kendi otomobilini, kendi İHA ve SİHA’sını üreten bir Türkiye’ye ulaştık. Tek bir üniversitesi olan ülkeyken her ilde yüzlerce devlet ve vakıf üniversitesi olan bir ülke var artık.

Türkiye’nin nereden nereye evrildiğini son 20 yıldaki değişiklik ve gelişimden oldukça daha iyi anlıyoruz esasen. Ekonomiden demokrasiye, toplumsal yaşamdan istikrara kadar katedilen aşamayla bölgesinde ve dünyada oyun kuran, masa bozan güçte küresel bir erkek oyuncu olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni görüyoruz artık.

Bu bağlamda, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına bir kala oldukça mühim bir kutlama da bugün Gemlik’te, Türkiye’nin ilk yerli otomobili TOGG’un banttan indirilme töreniyle yapılacak. Başkan Erdoğan’ın dün meydana gelen konuşmasında vurguladığı şeklinde Türkiye Yüzyılı’nda hepimiz kendi “yankı odası”ndan çıkıp birbirini dinlediği, birbirini anladığı, birbirine saygı duyduğu sürece ülkemiz küresel çarkın bir dişlisi olmak yerine lokomotifi haline gelecektir. Yaşasın Cumhuriyet… Yaşasın Türk Devleti… Ne mutlu Türküm diyene…

Yoruma kapalı.

Bebek Bakıcısı
uaeupdates.com deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu seo paket casibom